koşuyolu rezonans

+90 216 545 45 55

Detoks Nedir? Ne Değildir?
  1. Home
  2. Genel
  3. Detoks Nedir? Ne Değildir?
Detoks

Detoks Nedir? Ne Değildir?

Detoks Nedir?

Detoksu kısaca tariflemek gerekirse, vücudun toksinlerden arınması, arındırılması olarak tarifleyebiliriz. Peki, toksin nedir? Toksin ise metabolizma sonucu vücudumuz tarafından oluşturulmasının yanı sıra gerek gıdalarla, gerek solunumla gerekse kozmetikler tarafından vücudumuza aldığımız ve başta hücre yenilenmesi ve onarımı olmak birçok hayati fonksiyonumuzu engelleyen zararlı maddelerdir diyebiliriz.

Özellikle son yıllarda aşırı sanayileşme ile birlikte toksik yükümüzde ciddi bir artış yaşanmaktadır. Çevremizde maruz kaldığımız toksinleri örneklendirmek gerekirse sigara, alkol, ilaçlar, gıdaların daha uzun ömürlü ve lezzetli olabilmesi içim eklenen katkı maddeleri, sanayi artıkları, pestisit ve herbisit olarak adlandırdığımız böcek ve toprak zehirleri, kozmetik maddeler ve ağır metaller olarak sıralayabiliriz. Bu kimyasallar vücuda girdikten sonra, bir dizi metabolik süreçler başlıyor. Vücudumuzun bu kimyasallardan arınmasına DETOKS adı vermekteyiz.

Detoks mekanizmaları kişiden kişiye, yaşam tarzına göre değişmekle birlikte, iyi bir detoks için bazı vitamin, mineraller ve sağlam bir antioksidan kapasiteye ihtiyaç duymaktayız. Aslında biz gerek kendi ürettiğimiz, gerekse çevreden aldığımız toksinlerle sürekli kirlenmekteyiz. Ancak bu toksin yükü sürekli temizleyen detoks sistemlerimiz mevcut. Yani vücut bir yandan kirlenirken, diğer taraftan temizlenmektedir. Yaşamımızda maruz kaldığımız toksik yük, temizleme kapasitemizin altındaysa sıkıntı yoktur veya daha azdır diyebiliriz. Ancak maruz kaldığımız toksik yük şayet bizim detoks kapasitemizin üzerindeyse maalesef bağışıklık sistemimizin fonksiyonlarının kaybı ile birlikte kanser, Parkinson ve Alzheimer gibi nörodejeneratif hastalıklara davetiye çıkartmaktayız.

Detoks

Peki detoks mekanizmamızın kapasitesini aştığımızı nasıl anlayabiliriz? İlk belirti sabah yorgunlukları veya dinlenmekle gerilemeyen kronik yorgunluklar diyebiliriz.

Bazı toksinler vücudumuza girdikten sonra, detoks organlarımızla hemen uzaklaştırılabilirken, bazı toksik maddeler yağ dokumuzda depolanarak uzun süre vücutta kalabilirler. Toksinleri, suda ve yağda çözülen olmak üzere iki gruba ayırabiliriz. Suda çözülebilen toksinler idrar ve safra yoluyla detoksifiye edilebilirken, yağda çözülebilen toksinlerin maalesef detoksu bu kadar basit olamamakta. Yağda çözülen toksinler başta beyin olmak üzere yağ içeriği yüksek olan organlarda depolanarak birçok hastalığın oluşmasına zemin hazırlamaktadır. Yağda çözülebilen toksinler, karaciğerimiz tarafından suda çözülebilen forma dönüştürülerek vücuttan uzaklaştırılmaktadır. Bundan dolayı karaciğer belki de en önemli detoks yani temizlenme organımızdır.

Vücudumuzda detoks deyince ilk akla gelen organ karaciğerdir. Ancak karaciğerin yanı sıra barsaklar, akciğer ve böbrekler de detoksta rol oynayan ana organlarımızdır. Detoks organları haricinde her hücremizde az ya da çok detoksta rol oynamaktadır.

Karaciğer ’de detoksun faz 1 ve faz 2 olmak üzere iki ana komponenti bulunmaktadır. Faz1 detoksta ağırlıklı olarak yağda çözülen toksinlerin temizliği gerçekleşirken faz 2 detoks suda çözülen toksinlerin arındırıldıktan sonra safra ve idrar yoluyla vücuttan uzaklaştırılmasıdır diyebiliriz.

İlaçlar, pestisitler, herbisitler, gıdalarla aldığımız birçok katkı maddeleri faz 1 detoksifikasyonla temizlenmektedir. Faz 1 sonrası oluşan ara ürünler faz 2 detoksifikasyon yoluyla suda çözülebilir formata dönüştürülmeye çalışılarak vücuttan uzaklaştırılması hedeflenmektedir.

Faz 1 detoksun sağlıklı çalışması için çalışan enzimlerin anahtarına kofaktör ismi vermekteyiz. Detoks enzimlerinin çalışması için mutlaka B2, B3, B5, B12 vitaminlerinin yanısıra folik asit, flavonoidler ve Glutatyon, Faz 2 detoksta ise sistein, glisin, glutamin, taurin gibi aminoasitlerin yanısıra kolin, Vitamin C, B5 ile B12 ve folik asit, magnezyuma ihtiyacımız vardır.

Sağlıklı bir detoksifikasyon yapmak istiyorsak faz 1 ve faz 2 ‘nin eş zamanlı değerlendirilmesi ve bu fazlarda gerekli olan besinlerin yanı sıra esansiyel olan aminoasitlerle birlikte vitamin ve minerallere de ihtiyacımız bulunmaktadır.

Detoks

Burada Glutatyon’a dikkat çekmek istiyorum. Belki de vücudumuzun en önemli detoks moleküllerinin başında Glutatyon gelmektedir. Glutatyon; sistein, Glutamat ve glisin isimli 3 tane aminoasidin biraraya gelmesiyle oluşur. Karaciğerin detoksifikasyon fazlarının her ikisinde de aktif olarak çalışmaktadır. Glutatyon sentezlememiz için en önemli aminoasist sistein olup, en çok sarımsak, soğan, brokoli ve lahanada bulunmaktadır. Yani Glutatyon sentezleyebilmemiz için mutlaka sistein aminoasidi içeren bu gıdaları beslenmemizde bulundurmalıyız. Glutatyon’un en önemli görevlerinden bir tanesi birçok kronik hastalığa zemin hazırlayan başta civa olmak üzere ağır metalleri temizlemesidir diyebilirim.

Glutatyon detoksun yani sıra vücuttaki kronik oksidatif strese yani hücrelerimizdeki paslanmaya da iyi gelen bir molekül olup, enerji mekanizmamızın düzenli çalışabilmesi için büyük önem taşımaktadır. Glutatyon hücrelerimizde enerji üretimi esnasında oluşan serbest oksijen radikallerinin temizlenmesinde de aktif rol oynamaktadır.

Aslında başlı başına başka bir konu olmasına rağmen detoksdan bahsediyorsak mutlaka metilasyon dögüsünü de göz önünde bulundurmalıyız. Metilasyon karaciğerimizin faz 2 detoksunun en önemli parçalarından birr tanesi olup, aynı zamanda hücrelerimizin yenilenmesinde yani sağlıklı bir şekilde DNA onarımı yaparak, kanserleşmenin engellenmesinde de büyük önem taşımaktadır. Metilasyonun sağlıklı bir şekilde gerçekleşmesi için yine  B12, B6, folik asit gibi vitaminlere magnezyum, çinko gibi minerallere ihtiyacımız vardır. Metilasyon için yine gerekli olan metionin aminoasidini ise yumurta, peynir, baklagiller ve yağlı tohumlardan elde edebilmekteyiz.  Metilasyon basamaklarımızın bozuk olup olmadığını basit bir laboratuar testi olan ‘’homosistein’’ düzeyini ölçerek görebilmekteyiz.

Detoksun sosyal medya ve gazete gibi birçok yerde paylaşılan maydanozlu limonlu suyla sağlanabilecek kadar basit bir şey olmadığını yukarıda sizlerle elimden geldiğince basit bir dille ama detaylı bir şekilde paylaşmaya çalıştım.

Özetlemek gerekirse Detoks sistemimizi Desteklemek için neler yapmalıyız?

Detoks

  • Geçirgen bağırsak ve bağırsak florasını mutlaka göz önünde bulundurmalı, bağırsaklarımıza zarar veren glüten gibi gıdalardan uzak durmalıyız.
  • Yine sağlıklı bir bağırsak yapısı için bol miktarda lifli, doğal, organik ve olabildiğince renkli sebzeler tüketmeliyiz.
  • Bolca sağlıklı yağ tüketmeli, tükettiğimiz hayvansal kaynakların neyle beslendiğini de göz önünde bulundurmalıyız. Elimizden geldiğince doğal beslenen, merada otlayan hayvanların etleri tüketmeliyiz. Vücudumuzun yağ ihtiyacını kavrulmamış kuruyemişlerden ve zeytinyağı ile karşılamalıyız.
  • Mutlaka omega 3’den zengin balıkyağı takviyesi veya özellikle balıkların yağlı olduğu kış mevsiminde balık tüketmeliyiz. Ancak balık tercihimizde yüksek civa içeren dip balıklarının yanı sıra uskumru, kılıç ve ton balığı olmamasına dikkat etmeliyiz.
  • Kan şekerimizi düzenlemeli, glisemik indeksi yüksek olan gıdalardan uzak durmalıyız. Özellikle beslenmemizden mutlaka rafine şekeri çıkartmalıyız.
  • Bol su içmeliyiz. Su tüketimin kilogram başına en az 40ml olmasına özen göstermeliyiz.
  • Alkol ve tütün kullanımından uzak durmalıyız.
  • Rutinimize mutlaka sürdürülebilir bir egzersiz eklemeli ve hareket etmeliyiz.
  • Ambalaja girmiş içinde çok fazla miktarda koruyucu ve katkı maddesi bulunduran gıdaları tüketmemeliyiz.
  • Stresi kaynaklarını azaltabilmeli, azaltamıyorsak mutlaka stres kontrol yöntemlerini öğrenmeliyiz.
  • Mutlaka yeterli ve kaliteli bir uyku uyumalıyız.

 

Dr. Mürsel YAVUZ

Bu gönderiyi paylaş

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Bize Ulaşın

+90 216 545 45 55

Randevu Oluşturun

Son Yazılar

Bize Ulaşın

+90 216 545 45 55

error: İçerik Koruması