koşuyolu rezonans

+90 216 545 45 55

YEMEK SONRASI HAZIMSIZLIK MI OLUYOR?
  1. Home
  2. Genel
  3. YEMEK SONRASI HAZIMSIZLIK MI OLUYOR?
YEMEK SONRASI HAZIMSIZLIK

YEMEK SONRASI HAZIMSIZLIK MI OLUYOR?

YEMEK SONRASI HAZIMSIZLIK

Hazımsızlık diğer bir adıyla ‘’dispepsi’’ kişinin karnının üst tarafında hissettiği rahatsızlığı ifade etmektedir. Hazımsızlık, bir hastalık olmamakla birlikte beslenmesi bozuk olan toplumlarda oldukça yaygın görülen bir durumdur. Hazımsızlığın en önemli nedenlerinden biri de ‘’mide asidi yetersizliğidir’’. Midemiz gıdaları sindirmek için asit üretmektedir. Bu asit gerek gıdaların sindiriminde gerekse gıdalarla birlikte vücudumuza giren mikroorganizmaların öldürülmesinde hayati önem taşımaktadır. Günlük mide asit salınımı ortalama 1,5 litredir.

Salgılanan asit miktarı ne kadar önemliyse, asidin kalitesi de sindirim için o kadr kıymetlidir. Sağlıklı bir midede asiditenin ph değeri ise 1-3 arasında olmalıdır. Midedeki HCL(hidroklorik asit) adı verilen bu mide salgısı, midenin duvarındaki bulunan hücrelerden salgılanır. Asit salınımı yemeği gördüğümüz, kokusunu duyduğumuz andan itibaren artmaya başlar. Asit salınımının yüzde 30’luk kısmı yemeği gördüğümüzde, kokladığımızda ve yemek yemeyi düşündüğümüzde salgılanırken yüzde 70’lik kısmı yemek yeme eylemi sırasında midenin gerilmesi sonucu oluşur. Doğal olarak yemek yerken çiğneme eylemini uzun tutmak salgılanan asit kalitesini ve miktarını doğrudan etkilemektedir.

Peki, Midenin İçerisinde Yemekleri Sindiren Bu Asit, Neden Midenin Kendisine Zarar Vermiyor?

Mide kendi ürettiği asitten zarar görmemek adına bir başka sıvı daha salgılar. Midenin iç duvarlarını kaplayan kıvamlı mukus adı verilen bu sıvı ve bikarbonat salınımı mideyi kendi ürettiği asite karşı korumaktadır. Bu şekilde midenin kendi yapısı kimyasal olarak salgılanan asitten etkilenmezken, mide içeriğindeki gıdalar bu asitle sindirilebilmektedir.

YEMEK SONRASI HAZIMSIZLIK

Mide Asidi Neden Bu Kadar Önemli?

Sindirim esasında tükürük adı verdiğimiz sıvıyla gıdaların ağzımızda karşılaşmasıyla başlamaktadır. Çiğneme eylemi ne kadar uzun sürerse gıdaların mekanik sindiriminin yanı sıra tükürük ile temas süresini o kadar uzatmış oluruz ve böylece gıdalar mideye girmeden önce mekanik sindirime uğramış olurlar. Bir diğer taraftan çiğneme eylemi, mide asidinin salgılanmasını da tetikleme özelliğine sahiptir. Gıdaları tüketirken ne kadar uzun süre çiğnersek mide gelen gıdaya karşı hazırlığını daha iyi yapacaktır. Mide asidi özellikle proteinlerin (yumurta, et, tavuk, balık vb.) sindirimi için çok önemlidir. Çünkü proteinleri sindiren pepsinojen enzimi asitte aktif hale gelmektedir.

Bu şekilde protein bağları kırılır, daha küçük parçalara ayrılır ve sindirime emilime uygun hale gelir. Mide asidi eksik olduğunda enzim aktif hale gelemez ve proteinler yeteri kadar parçalanamaz. Tam olarak sindirilmeyen besinleri, bağırsak bakterileri tarafından eksik dönüşüme uğrayacağı için bağırsaklarımızda  gaz açığa çıkarırlar ve bunun sonucunda özellikle yemeklerden sonra karında şişkinlik, gaz ve hazımsızlık problemi ortaya çıkar.

Mide asidi aynı zamanda gıdalarla birlikte alınan birçok mikroorganizmanın yok edilmesini de sağlar. Bu sadece bulaşıcı hastalıkları önleme de değil bağırsak mikrobiyotası için de önemlidir. Mide asit yetersizliğinde ince bağırsakta aşırı zararlı (patojen) bakteri çoğalması yani SİBO adı verilen durum oluşabilmektedir.

Ayrıca; B 12, K vitamini magnezyum ve kalsiyum gibi vitamin ve minerallerin emiliminde de mide asidi önemlidir. Mide asidi yeterince kaliteli değilse bu vitamin ve minerallerin bağırsaklardan emilimi de bozulacaktır.

Mide asidi yeterli değilse yemek borusundan mideye yemek girişini sağlayan mide girişindeki kasımız gevşer ve ağzımıza doğru geri kaçış olur. Bu duruma reflü adı verilmektedir. Yemek borumuz mide asidine karşı korunaklı olmadığı için bu durum başta özefagus kanaması olmak üzere kansere kadar gidebilen klinik tabloları karşımıza çıkarabilmektedir.

YEMEK SONRASI HAZIMSIZLIK

Mide Asidi Eksikliğinin Sebepleri Nelerdir?

Yemekten hemen önce veya yemekle birlikte tüketilen sıvılar mide asidini seyreltebilmektedir. Bundan dolayı sıvı tüketimi öğünlerimizden en az bir saat önce ve yarım saat sonra olmalıdır.

Birçok ilaç ve başta mide koruyucu haplar (PPI) kullanımı mide asidi üretimini baskılayarak mide asit kalitesini ve seviyesini düşürür.

Yüksek şeker içerikli gıdalar tüketmek, mide ameliyatları, radyoterapi, H.pylori enfeksiyonu, tiroid hastalıkları, otoimmün hastalıklar ve hızlı yemek yemekte mide asiditesini düşürmektedir.

Yaşla birlikte midenin asit üretme kapasitenin düştüğü görülmektedir fakat bazı yenidoğanlarda da mide asit seviyesinin düşük olduğu görülmüştür. Yani mide asit seviyesinin genetik faktörlerden de etkilendiği bilinmektedir.

Mide Asidi Eksikliğini Nasıl Anlarız, Belirtileri Nelerdir?

Hazımsızlık, gaz, şişkinlik, geğirme, bulantı, kramp, kabızlık, diyare, dışkıda sindirilmemiş gıda maddelerinin görülmesi, kötü kokulu nefes, akne, vitamin mineral eksikliğine bağlı saçta dökülmesi, kırılgan tırnaklar, kuru cilt görülebilir.

Evde kendiniz pancar testi yaparak mide asidinizin yeterli olup olmadığını anlayabilirsiniz. Bir adet kırmızı pancarı rendeleyip, limon suyu, sarımsak, zeytinyağı ile karıştırıp yiyoruz. Üç saat sonra idrar kontrolü yapıyoruz. İdrar rengi normal ise mide asidi normal (sağlıklı), idrar rengi pembe ise mide asidi yetersizdir. Bu test mide asidi yetersizliğinde pancardaki pigmentlerin parçalanamamasına bağlı bir testtir ve yüzde yüz güvenilir değildir. İdrarınız pembe çıkıyorsa yani mide asiditesi yetersiz ise mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

YEMEK SONRASI HAZIMSIZLIK

Mide Asidini Arttırmanın Doğal Yolları Nelerdir?

Çinko mide asit salınımında rol alan en önemli minerallerden biridir. Bu nedenle çinko eksikliği varsa mutlaka takviye edilmelidir.

Acıkıncaya kadar beklemek, yavaş yemek, yemeği önce koklamak ve iyi çiğnemek mide asit salınımını uyarmaktadır.

Rafine şeker yani işlenmiş gıdalar midede inflamasyon oluşturarak mide asit salınımına engel olabilirler.

Fermente gıdalar özellikle turşular kendi asidik yapıları sayesinde direkt olarak hemde mikrobiyata ve inflamasyon üzerine olumlu etkileri bulunmaktadır.

Sirke ve limon suyu mide asit salınımını artırmaz fakat kendileri asidik olduğu için mideyide asidik hale getirerek sindirimi kolaylaştırır. Düşük mide asitliği durumunda ilk önerilerden biridir.

Ananasın içeriğindeki bromelanin proteolitik bir enzim olduğu için hemde anti inflamatuar etkisinden dolayı sindirimi kolaylaştırır. Doğrudan mide asit salınımını arttırıcı etkisi yoktur fakat kendisi asidik olduğu için mideyi asidik hale getirerek sindirimi kolaylaştırır.

 

 

 

Yeşim Çolak

Bu gönderiyi paylaş

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Bize Ulaşın

+90 216 545 45 55

Randevu Oluşturun

Son Yazılar

Bize Ulaşın

+90 216 545 45 55

error: İçerik Koruması