Duygusal açlık, çoğu zaman gerçek açlıkla karıştırılır…
“Tok olmama rağmen kendimi mutfakta buluyorum.”
“Canım bir şeyler istiyor ama ne istediğimi bilmiyorum.”
“Üzgün, stresli ya da yalnız hissettiğimde yemek yiyorum.”
Bu cümleler tanıdık geliyorsa, yaşadığınız durum gerçek açlıktan çok duygusal açlık olabilir.
Duygusal açlık, kişinin bedeninin değil; duygularının yemek istemesi durumudur. Çoğu zaman fark edilmeden gelişir. Zamanla duygusal yeme, suçluluk duygusu, kontrol kaybı hissi ve kilo artışıyla sonuçlanabilir.
Duygusal yeme; kişinin bedensel açlık sinyalleri olmadan, stres, kaygı, üzüntü, boşluk hissi, can sıkıntısı gibi olumsuz duygularla veya eğlence, keyif, ödül, haz gibi duygusal ihtiyaçlarla yemek yemesidir.
Genellikle:
Duygusal Açlık ile Fiziksel Açlık Arasındaki Fark Duygusal açlık çoğu zaman “gerçek açlık” gibi hissedilir; ancak bedensel bir ihtiyaç değildir.
Gerçek Açlık:
Duygusal Açlık:
Bu yüzden duygusal yeme, “irade eksikliği” değil; duygu düzenleme ile ilgili bir süreçtir.
Duygusal yemenin arkasında çoğu zaman tek bir neden değil, birden fazla etken vardır:
Özellikle uzun süreli diyet yapan kişilerde, yemekle olan ilişki bozulduğu ve doğuştan gelen sezgisel beslenme becerileri köreldiği için duygusal yeme atakları daha sık görülebilir.
“Diyet Bozuldu” Düşüncesi Neden Sorunu Büyütür? Birçok kişi duygusal yeme sonrası kendine şunu söyler:
“Zaten bozdum, devam edeyim.”
Bu düşünce, yeme davranışını daha da kontrolsüz hale getirir. Ardından:
Bu kısır döngü, sorunun yemekle değil; yemekle kurulan ilişkiyle ilgili olduğunu gösterir.
Evet, mümkün. Ancak çözüm:
Sadece “ne yediğinizi” değil
Neden yediğinizi anlamaktan geçer.
Bu noktada amaç, duyguları yok etmek değil; duygularla baş etmenin sağlıklı yollarını geliştirmektir.
Zamanla kişi, yeme davranışı üzerinde daha fazla kontrol kazanmaya başlar; bedensel ve ruhsal dengeye gelir.
Eğer:
Bu durum “geçici bir alışkanlık” değil; çalışılması gereken bir alan olabilir.
İştah kontrolü, yalnızca bedeni değil; duyguları da kapsayan bir süreçtir.
Duygusal yeme, zayıf irade ya da kişisel başarısızlık değil; çoğu zaman, kişinin duygularıyla kurduğu ilişkinin bir yansımasıdır.
Doğru yaklaşımla ve uygun destekle, yemekle olan ilişki yeniden düzenlenebilir.
Uzm. Klinik Psikolog Merve Arslan