Kosuyolu Rezonans

Duygusal Açlık Nasıl Ayırt Edilir

Duygusal Açlık Nasıl Ayırt Edilir

Koşuyolu Rezonans


Duygusal Açlık Nasıl Ayırt Edilir

Kendinizi hiç akşam yemeğinden kısa bir süre sonra mutfağın önünde buldunuz mu? Aslında karnınız tok olmasına rağmen canınız bir şeyler yemek istedi mi? Belki yoğun ve stresli geçen bir günün ardından kendinizi çikolata paketinin başında buldunuz ya da moraliniz bozukken tatlı bir şeyler yemenin size iyi geleceğini düşündünüz. Eğer bunları yaşadıysanız, bilin ki yalnız değilsiniz. Günümüzde birçok insan, farkında olmadan duygularını yemekle bastırmaya veya rahatlatmaya çalışıyor.

Yemek yemek sadece fiziksel bir ihtiyaç değildir. Bazen bir kutlama anında, bazen canımız sıkkın olduğunda, bazen de kendimizi ödüllendirmek istediğimizde yiyecekler hayatımızın merkezine yerleşebilir. Özellikle yoğun iş temposu, günlük stresler, ailevi sorunlar veya duygusal iniş çıkışlar yaşadığımız dönemlerde yemek, kısa süreli bir rahatlama aracı haline gelebilir. Ancak burada önemli olan nokta, gerçekten aç olduğumuz için mi yoksa hissettiğimiz duygular nedeniyle mi yemek istediğimizi fark edebilmektir.

Burada karşımıza iki farklı kavram çıkar: fiziksel açlık ve duygusal açlık. Fiziksel açlık, vücudumuzun enerjiye ihtiyaç duyduğunu gösteren doğal bir sinyaldir. Yavaş yavaş ortaya çıkar, mide kazınması, halsizlik veya enerji düşüklüğü gibi belirtilerle kendini gösterir. Duygusal açlık ise çok daha farklıdır. Bir anda ortaya çıkar ve genellikle belirli yiyeceklere karşı yoğun bir istek şeklinde hissedilir. Çoğu zaman amacımız karnımızı doyurmak değil, hissettiğimiz bir duyguyu bastırmak, rahatlamak ya da kısa süreliğine kendimizi daha iyi hissetmektir.

Stres, kaygı, yalnızlık, üzüntü, öfke, hayal kırıklığı ve hatta mutluluk gibi duygular duygusal açlığı tetikleyebilir. Örneğin zor bir gün geçirdiğimizde bir paket cipsi bitirmek ya da kendimizi ödüllendirmek için büyük bir dilim pasta yemek istemek oldukça yaygın davranışlardır. O an için bu yiyecekler bizi rahatlatıyor gibi görünse de, çoğu zaman sonrasında suçluluk hissi, pişmanlık veya kontrol kaybı duygusu ortaya çıkabilir.


Duygusal açlığı fark etmek her zaman kolay değildir. Çünkü çoğu kişi uzun yıllar boyunca duygularıyla yemek arasında bir bağ kurduğunu fark etmeden yaşamını sürdürür. Ancak bu farkındalığı kazanmak, hem bedenimizi daha iyi tanımamızı hem de yeme alışkanlıklarımızı daha sağlıklı bir hale getirmemizi sağlar. Kendimize şu soruyu sormak bile önemli bir başlangıç olabilir: "Gerçekten aç mıyım, yoksa şu an hissettiğim bir duygu mu beni yemeye yönlendiriyor?"

Fiziksel Açlık Yavaş Yavaş Gelir, Duygusal Açlık Bir Anda Gelir

Gerçek açlık genellikle kendini yavaş yavaş hissettirir. Son öğününüzün üzerinden saatler geçmiştir, midenizde hafif bir boşluk oluşur ve zamanla bir şeyler yeme ihtiyacı artmaya başlar. Bu süreç doğal ve bedenin enerji ihtiyacından kaynaklanır.

Duygusal açlık ise çoğu zaman çok daha farklıdır. Birkaç dakika önce yemek aklınızda yokken, yaşadığınız bir stres, can sıkıcı bir olay ya da moralinizi bozan bir durum sonrasında aniden kendinizi mutfağa yönelirken bulabilirsiniz. Üstelik bu istek genellikle herhangi bir yemek için değil; çikolata, tatlı, hamur işi veya atıştırmalıklar gibi belirli yiyecekler için ortaya çıkar.

Örneğin yoğun ve yorucu bir toplantıdan çıktığınızda ya da kötü bir haber aldığınızda bir anda tatlı yeme isteği hissedebilirsiniz. Bu gibi durumlarda vücudunuzun enerjiye değil, yaşadığınız duygularla baş etmeye çalıştığınızı fark etmek önemlidir. Çünkü çoğu zaman o anki istek, fiziksel açlıktan değil duygusal açlıktan kaynaklanır.

Duygusal Açlık Genellikle Belli Yiyeceklere Yönlendirir

Gerçek açlık hissettiğinizde aslında aradığınız şey belirli bir yiyecek değil, vücudunuzun ihtiyaç duyduğu enerjidir. Bu nedenle evde bulunan birçok yemek sizi tatmin edebilir. Bir tabak çorba, bir sandviç ya da dengeli bir öğün açlığınızı gidermeye yeterli olur.

Duygusal açlıkta ise tablo biraz farklıdır. Bu durumda genellikle aklınıza belirli yiyecekler gelir ve başka hiçbir seçenek aynı çekiciliği yaratmaz. Çikolata, dondurma, cips, pasta ya da sevdiğiniz bir tatlı bir anda vazgeçilmez gibi görünmeye başlayabilir. Çünkü bu tür yiyecekler kısa süreli de olsa kendimizi daha iyi hissetmemizi sağlayabilir.


Örneğin mutfakta birçok yemek olmasına rağmen "Ben sadece çikolata istiyorum" diye düşünüyorsanız, burada açlıktan çok duygularınızın etkisi olabilir. Çünkü bedeniniz yemek isterken seçeneklere açık olur; duygusal açlık ise çoğu zaman tek bir yiyeceğe odaklanır ve onu bulana kadar devam eder.

Yedikten Sonra Kendinizi Nasıl Hissettiğiniz Önemli Bir İpucudur

Gerçek bir açlığı giderdiğinizde genellikle kendinizi daha rahat, enerjik ve tatmin olmuş hissedersiniz. Çünkü vücudunuz ihtiyaç duyduğu besini almış ve size bunu bir rahatlama hissiyle göstermiştir.

Duygusal açlıkta ise durum çoğu zaman farklı ilerler. O an yemek yemek iyi hissettirse bile, kısa bir süre sonra yerini pişmanlık, suçluluk ya da kendine kızma duygularına bırakabilir. Özellikle kontrolsüz bir şekilde atıştırdıysanız, "Aslında aç değildim ki" veya "Neden yine kendimi durduramadım?" gibi düşünceler zihninizde dönmeye başlayabilir.

Birçok kişi duygusal yeme davranışını tam da bu noktada fark eder. Çünkü sorun çoğu zaman ne yendiği değil, yedikten sonra hissedilen duygulardır. Eğer yemek sonrasında sık sık vicdan azabı duyuyor ya da kendinizi eleştiriyorsanız, bu durum açlıktan çok duygularınızla baş etmeye çalıştığınızın bir işareti olabilir.

Duygusal Açlıkla Baş Etmek İçin Neler Yapabilirsiniz?

Duygusal açlık hayatımızın tamamen dışına çıkarabileceğimiz bir durum değildir. Hepimiz zaman zaman streslenir, üzülür, sıkılır ya da kendimizi yalnız hissederiz. Bu duyguların bazen bizi yemeğe yönlendirmesi oldukça doğal bir durumdur. Önemli olan kendimizi suçlamak değil, o an yaşadığımız duygunun farkına varabilmektir.

Bir şeyler yemek istemeden önce kendinize küçük bir mola vermeyi deneyebilirsiniz. Belki de ihtiyacınız olan şey yemek değil, zihninizi biraz dinlendirmektir. Böyle anlarda kısa bir yürüyüş yapmak, sevdiğiniz bir arkadaşınızla konuşmak, müzik dinlemek ya da birkaç sayfa kitap okumak düşündüğünüzden daha iyi gelebilir. Bazı insanlar için duygularını bir deftere yazmak ya da birkaç dakika derin nefes egzersizi yapmak da oldukça rahatlatıcı olabilir.


Ayrıca canınız aniden bir şeyler yemek istediğinde önce bir bardak su içip birkaç dakika beklemeyi deneyin. Bu kısa bekleme süresi, gerçekten aç olup olmadığınızı anlamanıza yardımcı olabilir. Çoğu zaman o yoğun yeme isteğinin birkaç dakika sonra azaldığını, hatta tamamen geçtiğini fark edebilirsiniz.

Unutmayın, duygusal açlıkla mücadele etmek kusursuz olmak anlamına gelmez. Kendinizi tanımak, hangi duyguların sizi yemeğe yönlendirdiğini fark etmek ve bu anlarda farklı yollar deneyebilmek bile başlı başına önemli bir adımdır.





Koşuyolu Rezonans 

Bu gönderiyi paylaş

Bize Ulaşın

+90 216 545 45 55

Randevu Oluşturun