Modern yaşamın temposu her geçen gün biraz daha hızlanıyor. Sabah gözümüzü açtığımız andan itibaren telefon bildirimleri, iş yoğunluğu, trafik, aile sorumlulukları, ekonomik kaygılar ve gün boyunca peşimizi bırakmayan düşüncelerle karşı karşıya kalıyoruz. Birçoğumuz günün sonunda fiziksel olarak çok yorulmamış olsak bile zihinsel olarak tükenmiş hissedebiliyoruz. Sürekli bir şeylere yetişmeye çalışmak, gelecek hakkında endişelenmek ya da geçmişte yaşananları tekrar tekrar düşünmek zamanla hem bedenimizi hem de ruh halimizi etkileyebiliyor.
Bazen kalabalıkların içinde olsak bile kendimizi yalnız hissedebilir, yaptığımız işe odaklanmakta zorlanabilir ya da hiçbir şey yapmadan otursak bile zihnimizi susturamayabiliriz. Özellikle yoğun stres dönemlerinde düşünceler adeta birbirine karışır ve kişi bulunduğu anı yaşamak yerine sürekli geçmiş ile gelecek arasında gidip gelir. Burada son yıllarda giderek daha fazla ilgi gören bir kavram karşımıza çıkıyor: Topraklama.
Topraklama, kişinin dikkatini zihnindeki karmaşadan uzaklaştırarak bulunduğu ana yönlendirmeyi amaçlayan bir farkındalık yaklaşımıdır. Daha basit bir ifadeyle, kişinin zihnini yeniden "şimdi ve burada"ya getirmesine yardımcı olan yöntemlerin genel adıdır. Günlük yaşamın getirdiği stres, kaygı ve yoğun düşünce akışı içerisinde birçok insan için adeta kısa bir mola niteliği taşıyabilir.
Topraklama denildiğinde çoğu kişinin aklına ilk olarak çıplak ayakla toprağa basmak gelir. Elbette doğayla temas kurmak bu yaklaşımın önemli parçalarından biridir. Ancak topraklama yalnızca bundan ibaret değildir. Bir ağacın gövdesine dokunmak, çimlerin üzerinde yürümek, nefese odaklanmak, çevredeki sesleri fark etmek ya da bedenin o anki hislerini gözlemlemek de topraklama yöntemleri arasında yer alabilir. Temel amaç, kişinin zihinsel olarak savrulduğu noktadan çıkıp bulunduğu anla yeniden bağlantı kurabilmesidir.
Doğayla kurulan temasın insan üzerinde sakinleştirici bir etkisi olduğu uzun zamandır bilinmektedir. Şehir yaşamının beton yapıları arasında geçirilen uzun saatler sonrasında kısa bir doğa yürüyüşünün bile birçok kişiyi daha huzurlu hissettirebilmesi tesadüf değildir. Topraklama uygulamaları da bu doğal bağın yeniden kurulmasına yardımcı olmayı hedefler. Çünkü insan bedeni ve zihni, doğanın bir parçası olarak onunla temas halinde olduğunda çoğu zaman kendisini daha dengede hissedebilir.
Son yıllarda stres yönetimi, zihinsel farkındalık ve kişisel gelişim alanlarında yapılan çalışmalarla birlikte topraklama kavramı daha fazla konuşulmaya başlanmıştır. Özellikle yoğun tempoda çalışanlar, sürekli zihinsel yük altında olanlar ve günlük hayatın koşturmacası içerisinde kendisine zaman ayırmakta zorlanan kişiler tarafından sıklıkla tercih edilen yöntemlerden biri haline gelmiştir.
Hayat bazen öyle bir hızla akıp gider ki, farkına varmadan günlerimizi düşüncelerimizin içinde yaşamaya başlarız. Bir yandan geçmişte yaşananları tekrar tekrar zihnimizde canlandırırken, diğer yandan henüz gerçekleşmemiş olaylar hakkında endişeleniriz. Yapılacak işler, alınacak kararlar, sorumluluklar ve günlük yaşamın stresi derken zihnimiz çoğu zaman hiç durmadan çalışır.
Belki siz de zaman zaman kalabalık bir ortamda olmanıza rağmen kendinizi orada değilmiş gibi hissetmişsinizdir. Karşınızdaki kişi konuşurken aklınız başka yerlere gitmiş, yaptığınız işe odaklanmakta zorlanmış ya da sebepsiz yere kendinizi gergin ve huzursuz hissetmiş olabilirsiniz. Aslında bu durum birçok insanın deneyimlediği oldukça doğal bir süreçtir. Çünkü modern yaşam, zihnimizi sürekli meşgul eden sayısız uyaranla doludur.
Topraklama çalışmalarının önemi de tam olarak burada ortaya çıkar. Topraklama, bizi sürekli meşgul eden düşüncelerden kısa bir süreliğine uzaklaştırarak yeniden bulunduğumuz ana dönmemize yardımcı olur. Çünkü çoğu zaman zihnimiz geçmiş ile gelecek arasında gidip gelirken, yaşamın kendisi tam da şu an yaşanmaktadır.
Bir ağacın gövdesine dokunmak, çıplak ayakla toprağa basmak, nefesimizi fark etmek ya da sadece birkaç dakika çevremizdeki seslere odaklanmak bile bizi bulunduğumuz ana geri getirebilir. Bu küçük gibi görünen farkındalık anları, zihnimizin yavaşlamasına ve kendimizi daha dengede hissetmemize yardımcı olabilir.
Gerçek şu ki, hayatın bütün yükünü bir anda ortadan kaldırmak mümkün değildir. Ancak o yükün altında ezilmeden ilerleyebilmek mümkündür. Topraklama da tam olarak bunu destekler. Kendimizle yeniden bağlantı kurmamıza, zihnimizi biraz olsun sakinleştirmemize ve günün içinde kaybettiğimiz iç dengeyi yeniden bulmamıza yardımcı olabilir.
Günlük hayatın koşuşturması içinde çoğu zaman bedenimiz bir yerde olsa da zihnimiz tamamen başka yerlerde olabilir. Sabah kahvaltı yaparken gün içinde yetiştirmemiz gereken işleri düşünür, yürüyüş yaparken geçmişte yaşanmış bir konuşmayı tekrar tekrar zihnimizde canlandırır ya da sevdiklerimizle vakit geçirirken bile gelecek kaygılarıyla meşgul olabiliriz. Farkında olmadan yaşadığımız anı kaçırmaya başladığımızda ise hem zihinsel hem de duygusal olarak yorulmamız kaçınılmaz hale gelir.
Topraklamanın en önemli yönlerinden biri de kişiyi yeniden bulunduğu ana davet etmesidir. Çünkü çoğu zaman huzursuzluğumuzun nedeni o an yaşadıklarımız değil, zihnimizde dönüp duran düşüncelerdir. Geçmişi değiştiremeyiz, geleceği ise tamamen kontrol edemeyiz. Ancak şu anı fark edebilir ve gerçekten yaşayabiliriz.
Örneğin elinizde bir fincan kahve olduğunu düşünün. Çoğu zaman kahveyi içerken tadını, kokusunu ya da sıcaklığını fark etmeyiz. Zihnimiz başka düşüncelerle meşguldür. Oysa birkaç saniyeliğine durup kahvenin kokusunu hissetmek, fincanın sıcaklığını avuçlarımızda fark etmek ve o anın içinde kalabilmek bile zihnimizi sakinleştirmeye yardımcı olabilir.
Topraklama teknikleri de tam olarak bunu amaçlar. Etrafımızda gördüğümüz renklere dikkat etmek, duyduğumuz sesleri fark etmek, bulunduğumuz ortamın kokusunu hissetmek ya da sadece nefes alışverişimize odaklanmak bizi yeniden şimdiye getirir. İlk bakışta oldukça basit görünen bu uygulamalar, aslında zihnin sürekli devam eden düşünce döngüsünü kısa süreliğine yavaşlatabilir.
Stres, hayatın kaçınılmaz bir parçasıdır. Hepimiz zaman zaman iş yoğunluğu, aile sorumlulukları, maddi kaygılar ya da günlük yaşamın getirdiği farklı zorluklarla karşılaşabiliyoruz. Aslında belirli düzeyde stres yaşamak oldukça normaldir. Ancak stres uzun süre devam ettiğinde ve zihnimiz sürekli bir yük taşıyormuş gibi hissettiğinde, hem ruhsal hem de fiziksel olarak yorulmaya başlayabiliriz.
Bazı günler vardır ki sabah uyandığımız andan itibaren yetiştirmemiz gereken işler aklımızdan çıkmaz. Gün boyunca bir görev tamamlanırken yerine yenisi eklenir. Zihnimiz sürekli meşgul olduğu için dinlenmeye fırsat bulamaz ve zamanla kendimizi daha gergin, daha sabırsız ve daha yorgun hissedebiliriz.
Elbette topraklama, hayatımızdaki tüm stres kaynaklarını ortadan kaldıran sihirli bir çözüm değildir. Ancak yoğun düşüncelerin arasında kısa bir duraklama sağlayarak kişinin kendisini yeniden merkezde hissetmesine yardımcı olabilir. Bazen yalnızca birkaç dakikalığına nefesimize odaklanmak, çevremizdeki sesleri fark etmek ya da doğayla temas kurmak bile zihnimizdeki karmaşayı biraz olsun hafifletebilir.
Özellikle yoğun iş temposunda çalışanlar, sınav hazırlığında olan öğrenciler ya da günlük sorumlulukların ağırlığını hisseden kişiler için topraklama uygulamaları oldukça değerli olabilir. Çünkü gün içinde verilen kısa farkındalık molaları, kişinin zihnini sürekli devam eden düşünce trafiğinden uzaklaştırarak biraz nefes almasına fırsat tanıyabilir.
Aslında bazen ihtiyacımız olan şey saatler süren bir tatil ya da büyük değişiklikler değildir. Birkaç dakikalığına durmak, bulunduğumuz anı fark etmek ve kendimize küçük bir alan açmak bile önemli bir fark yaratabilir. Topraklama da tam olarak bunu hatırlatır. Hayatın koşuşturması devam ederken bile kısa süreliğine yavaşlamak, nefes almak ve yeniden dengeyi bulmak mümkündür.
+90 216 545 45 55