Corona virüs ve diğer enfeksiyonların günlük ölüm oranları incelendiğinde;
Yukarıda paylaştığımız görselleri dikkatli bir şekilde incelediğimizde ‘’Tüberküloza bağlı günlük ölüm sayısı’’, ‘’Corona Virüse bağlı günlük ölüm sayısının’’ neredeyse 54 katına, Hepatit B’ye bağlı ölüm sayıları ise yine, Corona’ya bağlı ölüm sayılarının 44 katına tekabül etmektedir. Yani Corona’dan çok daha ölümcül olan enfeksiyon ajanları varken, Corona hakkında bu kadar felaket senaryoları yazmak çok anlamlı değildir. Grip, nezle diye geçiştirdiğimiz en basit enfeksiyonlardan bile günlük ölüm sayısı 1027’dir yani Corona Virüs’e bağlı günlük ölüm sayısının 18 katıdır.
Diğer tablomuzda ise Corona Virüs’e bağlı ölümlerin yaşa göre dağılımı verilmiştir. Bu tabloya göre, Corona Virüs’ün 10 yaş altında hiç ölüme neden olmadığı, asıl öldürücü etkinin 80 yaş üzerindeki insanlarda gözüktüğü görülmektedir. Ölüm vakaları incelendiğinde genellikle ileri yaştaki yada eşlik eden sistemik hastalığı (hipertansiyon, diyabet, kardiyovasküler hastalık, kanser, kronik akciğer hastalıkları başta olmak üzere diğer immunsüpresif durumları) olan bireylerin olduğu görülmüştür. Bir diğer deyişle bu ölümler belki Corona olmasaydı mevsimsel griple de karşımıza çıkacaktı. Kim bilir?
Öldürme hızı daha önceki yıllarda yine başımıza bela olan MERS ve SARS enfeksiyonları ile kıyaslandığında ise; SARS salgınında %11 ve MERS-CoV’da %35-50 arasında iken DSÖ’nün Çin Halk Cumhuriyetine ait COVID-19 raporuna göre fatalite hızının % 3,8 olarak bildirilmiştir. Yani diğer salgınlara olanla ölüm hızı da bayağı düşük diyebiliriz.
Bundan sonra gelin biz Corona’dan (Tabii ki sadece Corona’dan değil, tüm enfeksiyon hastalıklarından) nasıl korunacağımızı konuşalım;
1) Öncelikle panik yapmayacağız, ama bana bir şey olmaz rehavetine de kapılmayacağız.
2) Kişisel hijyen kurallarına (el yıkama, dezenfektanlar) dikkat edeceğiz. Ortak kullanım malzemelerinden(kuaför havluları, vb.) özellikle salgınlar sırasında uzak duracağız. Gün içinde olabildiğince sıklıkla ellerimizi yıkamak en etkili yöntemlerin başında gelmektedir.
3) Hastalığın yayılım hızını azaltmak için mümkün olduğunca kalabalık ortamlardan uzak duracağız. Kişisel temasları asgariye indirmek adına tokalaşmak, öpüşmek, sarılmak gibi eylemlerden uzak durmaya gayret göstereceğiz.
4) Eğer gripal semptomlarımız varsa diğer insanlara bulaştırmamak için mümkünse dışarı çıkmayıp istirahat edeceğiz ama dışarı çıkmamız gerekiyorsa maskesiz dışarı çıkmayacağız (Sağlıklı kişilerin normal maske takması onları enfeksiyondan korumayacaktır, bilakis hasta kişilerin maskeye ulaşmasını engeleyecektir)
5) Hastalıkların en çok bulaştığı yer hastaneler ve toplu taşıma araçları olup, zorunlu olmadıkça hastanelerden uzak duracağız, toplu taşıma kullanmayacağız.
6) BAĞIŞIKLIK SİSTEMİMİZİ DESTEKLEYECEĞİZ (en önemli başlığımız bekli de burası)
Peki bağışıklık sistemimizi nasıl destekleyeceğiz?
Viral enfeksiyonlarda bağışıklığı güçlendirmek için bilinen en iyi destek EKİNEZYA ve beraberinde tabii ki ÇİNKO kapsülleri
-Ekinezya, semptomların başladığı günden itibaren ilk 3 gün yüksek doz (sabah 4 kapsül akşam 4 kapsül) ve 3 gün süreyle kullanılabilir. Uzun süreli kullanım, etkinliğini düşürdüğü için önerilmemektedir. (Eczanelerden kapsül formatında alınabileceği gibi aktarlardan ot olarak alınıp günde 4 fincan olarak demleme çay olarak kullanılabilir)
Bunun dışında pastillerde olan ekinezyanın etkinliği maalesef yetersiz kalmaktadır.
Ekinezya dışında yine bağışıklığımızı desteklemek için Biberiye yağı, kekik yağı, okaliptus yağı ve propolis kullanılabilecek gıda takviyeleridir.
-Çinko; ekinezya kadar hızlı etkili değildir. Ancak bağışıklığı sağlam tutmak için düzenli alınmasında fayda var. Günlük dozu 15 mg/gün’dür.
C Vitamini: Akut hastalıkta (grip gibi), bağışıklığın Vitamin C ile desteklenmesi çok uygundur. Bilinen en kuvvetli antioksidanlardan olan Vitamin C, enfeksiyonlarla mücadelede bağışıklık sistemimizin en kuvvetli destekleyicilerinden birisidir.
Vücudumuzun C vitamini ihtiyacını karşılamak adına en iyi yol, doğal meyve ve sebze tüketimini arttırmaktır. Eczanelerde satılan C vitamini kapsüllerinin etkinliği çok zayıf olmakla birlikte, bağışıklığı desteklemek için maalesef yeterli olmamaktadır.
Vücudumuzun C vitamini ihtiyacını karşılamanın diğer yolu da yüksek doz Vitamin C serumlarıdır.
Vitamin C İnfuzyonları (birkaç doz en azından), vücudumuzun elektriksel sistemini oksidasyondan antioksidan tarafa çekmek üzere iyi bir yol ancak bu doz Vitamin C ampulleri Türkiye’de pek bulunmuyor, bulunsa da maalesef pahalıya mal oluyor.
Bir diğer yandan da Türkiye’de yine antioksidan kapasiteyi yükseltmek için GLUTATYON infüzyonları bulunabiliyor. Ancak bu tedavi yöntemi de pahalı bir yöntem olarak karşımıza çıkmaktadır.
Yani gribal bir enfeksiyon başladığında (sadece coronavirus değil bütün enfeksiyon hastalıklarından korunmak için) kişinin bağışıklığını tetiklemek için:
Birinci seviye:
1) Eklinezya (3 gün- yüksek doz),
2) Çinko kapsülleri
3) Vitamin C ve Glutatyon desteği
4) Zerdeçal (kurkumin) kapsül diyebiliriz.
İkinci seviye (Salgınlar başlamadan önce kendimizi hazırlamak için):
1) Hayat tarzı değişiklikleri;
a. İmmun sistemimize zarar veren basit karbonhidratlardan ve glutenden uzak durmak, sadece bağışıklık sistemimizi desteklemeyecek aynı zamanda kronik enflamatuar hastalıklardan da bizi koruyacaktır.
b. Omega-6 yolağını kullanarak vücudumuzda kronik enflamasyona yol açan kızartma, cips gibi gıdaları hayatımızdan çıkartmak. Mümkünse haftada bir kez kızartılmadan pişirilen balık yemek, mümkün değilse omega-3 desteği almak yine sadece bağışıklık sistemimizi desteklemeyecek, bir çok kronik hastalıktan bizi koruyacaktır.
c. Vit D desteği: Hızlı bir etki beklemeyin ama bağışıklığı düşük kişilerde ( ya da alerjilerde ya da kronik hastalık eğilimlerinde) muhtemelen çok düşük olduğunu bilmemizde fayda var.Toplumun büyük çoğunluğunda maalesef D vitamini eksikliği bulunmaktadır. Yani D vitamini düşük ise dışarıdan destek ile mutlaka yerine konulmalıdır.
Vit D düşük ise barsak florasının bozuk olduğunu baştan söyleyebiliriz. Bağırsak floramızın bozuk olması ise yine gıdalardan elde edeceğimiz birçok vitamin ve mineralin emilememesi sorununu doğuracaktır.
d. Yaşımıza uygun bir egzersizi düzenli bir şekilde hayatımıza sokmak, kalp damar sistemimizi koruyacak, bizi birçok kronik hastalıktan, obeziteden ve eklem problemlerinden de koruyacaktır.
e. Destek terapi yöntemleri ile bağışıklığımızı güçlendirmek
Bağışıklığı güçlendirmek için kullanılan destek tedavi yöntemleri: